Türk ulusunun ve onun tek temsilcisi olan Yüce Meclis'in, vatanın ve ulusun bağımsızlığını, hayatını kurtarmak için çalışırken, hilafet ve saltanatla, halife ve sultan'la bu kadar çok ilgilenmesi sakıncalıdır. Şimdilik, bunlardan hiç söz etmemek yüksek çıkarlarımız gereğidir. Eğer amaç, bugünkü halife ve padişaha bağlılık ve sadakatten ayrılmadığını söylemek ve belirtmekse, bu kişi haindir. Düşmanların, vatana ve ulus'a karşı kullandıkları bir alettir. Buna 'halife ve padişah' deyince, ulus, onun emirlerine uyarak düşmanın isteklerini yerine getirmek zorunda kalır. Hain veya makamının güç ve etkilerini kullanması yasaklanmış olan biri, zaten padişah ve halife olamaz. O halde, onu tahttan indirip yerine hemen diğerini seçeriz demek istiyorsanız, buna da, bu günün durumu ve koşullara uygun değildir. Çünkü tahttan indirilmesi gereken kişi, ulusun yanında değil, düşmanların elindedir. Onun varlığını yok sayarak bir diğerinin egemenliğinin tanınması düşünülüyorsa, bugünkü halife ve sultan haklarından vazgeçmeyerek İstanbul'daki hükümetiyle, bugün olduğu gibi makamında oturup çalışmalarını sürdüreceğine göre, ulus ve Yüce Meclis, asıl amacını unutup halifeler sorunu ile mi uğraşacak Ali ile Muaviye dönemini mi yaşayacağız? Özetle, bu konu geniş, hassas ve önemlidir. Çözümü bugünün işlerinden değildir. Sorunu temelinden çözmeye girişecek olursak, bugün içinden çıkamayız. Bunun da zamanı gelecektir. Bugün koyacağımız yasal esaslar varlığımızı ve bağımsızlığımızı kurtaracak olan millet meclisini ve ulusal hükümeti güçlendirmeye yönelik bir anlam ve yetkiyi kapsamanı ve belirtilmelidir!
Nutuk
Mustafa Kemal Atatürk